Turkiye'de Kürt Sorunu, insan hakları ve ilgili sorunlar - Kurdish Question,human rights and other questions in Turkey
Showing posts with label savaş. Show all posts
Showing posts with label savaş. Show all posts
Sunday, February 25, 2018
Yaşasın Savaş! Yaşasın Ölüm!
Akhisar İlçe Eğitim Müdürlüğünden Akhisar Eğitim-Sen Temsilciliğine giden 8 Şubat 2018 tarihli dilekçe şöyle diyor:
“İlgili yazınız ile bildirilen ‘Çevreci Afacanlar’ adlı tiyatro eseri incelenmiş olup, inceleme sonucunda; Tiyatro metninin 6. Sayfasında ‘Bilgican’ adlı tiyatro karakterinin savaş karşıtlığı ile ilgili sözlerinin oyunun konusuyla alakasız bulunduğu; Yine aynı sayfada ‘Yaşlı Ağaç’ adlı karakterin şiddet karşıtı sözleri ile çevre temizliği arasında bir ilgi kurulamadığı, Ülkemizin içinden geçtiği bu hassa dönemde savaş karşıtlığı gibi siyasal söylemlerin çocuklarımıza sunulmasının sakıncalı olduğuna karar verildiğinden okullarımızda oyun tanıtımı ve afişlerinin asılması uygun görülmemiştir”.
Yani artık tüm insanlığın temel değerleri olan savaş ve şiddet karşıtlığını çocuklara öğretmek yasak! Düşündüm de yakında evlerimizin içine girip, evde çocuklarımıza ne öğrettiğimize de müdahale etmeye çalışabilirler muhtemelen.
Monday, January 1, 2018
Korku ve özlem arasında Turabdin!
Korku ve özlem arasında Turabdin!
*As published in Ahvalnews on 19.12.2017
https://ahvalnews.com/tr/suryaniler/korku-ve-ozlem-arasinda-turabdin
Son 2 yıldır Bölgede devam eden savaşın Bölgenin kadim halklarından biri olan Süryanileri nasıl etkilediğine dair bilgi oldukça az.
Barış sürecinin etkisi ile binlerce Süryaninin anayurda dönme planları yaptıklarını, onlarca yıldır ıssızlık düşmüş köylerine geri dönüp, hiç değilse yaz aylarında gelip hasret gidermek için ev yaptırdıklarını biliyoruz.
2013-2014 hatta 2015’in ilk yarısına kadar Diyarbakır’a inen her uçakta en az birkaç kalabalık Süryani aile ile karşılaşmak mümkündü.
Thursday, November 2, 2017
Savaş çığırtkanlığı yapanlar için birkaç not
Geçtiğimiz haftalarda İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi kıymetli bir rapor açıkladı. 24 Temmuz 2015- 24 Temmuz 2017 dönemi arasında meydana gelen insan hakkı ihlallerine ilişkin bu rapor, geçtiğimiz iki yılın korkunçluğunun sayılara dökülmüş bir ifadesi.
Rapora göre, bu iki yıl içerisinde:
Wednesday, August 23, 2017
Uslu durun Kürtler, barış gelecek!
Uslu durun Kürtler, barış gelecek!
Son 2 yıldır Kürt illerinde yıkım devam ederken bir yandan da AKP’ye yakın cenahın Bölgede yaşayan Kürtlere kimi zaman fısıltıyla, giderek de yüksek sesle yaymaya çalıştığı bir algı var:
“Yakında çözüm sürecine tekrar dönülecek. Siz uslu durun. Devlet eli silahlı olanları bir temizlesin, ondan sonra buraları ihya edecek.”
Şimdi 16 Nisan’da Erdoğan’a Başkanlık rejiminin yolunun açılmasıyla bu “pompalama” iyice artmış durumda.
Tuesday, December 20, 2016
Karanlık
Karanlık
Bir Diyarbakır gecesi daha. Bahçede karanlıkta oturmuş gelip geçen sesleri dinliyorum. Birkaç ambulans, jetler, arada bir patlama sesleri. Patlama sesleri havai fişek sesi mi başka bir şey mi ayırt etmeye çalışıyorum. Düğün yapıp her gece havai fişek patlatanlara küfrediyorum. Düğün yapıyorsanız yapın tabii de en azından havai fişeksiz olsun.
Şehrin her tarafında polis noktaları var artık. Evden büroya gitmek artık 10 dakika sürmüyor. Askeri lojman ve kurumlar, emniyet, valilik gibi kurumların etrafları tamamen kapatıldığı için aylardır şehirde trafik darmaduman. Şimdi yazarken fark ettim de aylar değil, artık bir yılı doldurduk.
Sahi neredeydik 1 yıl önce.
Friday, November 18, 2016
Sormayacak mıyız bu 1552 kişi neden öldü diye?
Sormayacak mıyız bu 1552 kişi neden öldü diye?
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi uzun süredir hazırladığı raporun sonuçlarını bugün kamuoyu ile paylaştı. Raporda savaşın başladığı 24 Temmuz 2015 ile 24 Temmuz 2016 arası Kürt illerinde yaşanan insan hakları ihlallerine yer veriliyor.
Rapora göre bu 1 yıl içerisinde asker, polis, korucu, örgüt militanı ve sivil olmak üzere 1552 kişi yaşamını yitirmiş. Anlaşılması için tekrar edeyim 1552 kişi, 1552, 1552!
Bu kişilerin 422’si güvenlik görevlisi, 622’si PKK’li.
Friday, September 23, 2016
Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi
Travma içindeyiz. Kürdü, Türkü, Alevisi, Sünnisi… Tüm toplum ağır bir travmadan geçiyor. Birkaç hafta kaldığım İstanbul’da herkes endişeliydi. İş dünyasından, akademiye, sivil toplum örgütlerine; kimse geleceği göremiyor. Tüm planlar, projeler durdurulmuş durumda, gelecek için bir umut ihtiyacı öylesine çok hissediliyor ki…
Bölgede ise durum çok vahim, artık travma boyutu da aşılmış durumda. Aslında travma ile yaşamaya alışmışlık var. Kürt illerinin çoğu yıkık yanık, yüz binlerce insan çadırlarda ya da başkalarının yanına sığınmış durumda. Yüz binlerce çocuk okula gidemedi, okullar ya yıkıldı ya da birer kışlaya dönüştürüldüler. Yüksekova, Nusaybin, Şırnak... Bu kentlerin ciddi bir bölümü yok artık. Birçok kentte yardım çalışmalarına bile izin verilmiyor. Bölgedeki morglarda evlatlarının cenazelerinin parçalarını arayan onlarca aile var hala. Tutuklamalar her gün devam ediyor, Kürtlere yaşamı dar etmek için her şey yapılıyor. Kürtler bu sefer 90’lardan farklı olarak evi, köyü, kenti yakılsa da bir yere gitmiyor. Gelip kentinin çeperinde bir yerde duruyor ve yıkık yanık evini baştan tamir etmeye uğraşıyor.
Monday, July 4, 2016
"Kamu", "kamu"ya karşı!
"Kamu", "kamu"ya karşı!
Son yılların başımızdaki yeni sopası “kamu düzeni.”
“Kamu düzeni”, özgürlüklerin sınırlandırılmasında en çok öne sürülen argüman haline gelmiş durumda. Başta Başbakan Davutoğlu olmak üzere AKP’lilerin son zamanlarda en çok kullandığı kelime, sihirli sözcük gibi. Yapılan her katliam, yıkılan her şehir, evler, sokaklar; hepsi tek bir şey için, “kamu düzeni”nin tesisi!
Öyleyse bir bakalım nedir uğruna bunca insanın öldürüldüğü, bunca yaşamın yerle bir edildiği, son yılların ünlü sopası , “kamu düzeni:”
Sunday, April 24, 2016
Çocuğun yararının korunması barışa ertelenemez!
“Silahlı Çatışmanın Sürdüğü İllerde Çocukların Durumu” isimli bir rapor okuyorum. Rapor Hümanist Büro tarafından “Savaş İstemiyoruz, Çocukları Öldürmenizi İstemiyoruz” Girişimi için hazırlanmış.
Temmuz 2015 ve sonrasına odaklanan raporun amacı bu süreçte Kürt illerinde hayatını kaybeden, yaralanan çocukların ve onların başına bu sonuçların gelmesine neden olan olayların görülmesini sağlamak.
Thursday, April 7, 2016
"Bu savaşı istemiyoruz" demek için, şimdi değilse, ne zaman?
"Bu savaşı istemiyoruz" demek için, şimdi değilse, ne zaman?
Cehennemi aratmayan günlerden geçiyoruz. 17 saatlik bir aranın dışında, Suriçi’nde sokağa çıkma yasağı 21. gününde. Cizre ve Silopi’de de sokağa çıkma yasağı günlerdir devam ediyor. Her gün yeni ölüm haberleri geliyor. Memleketim yanıyor!
Suriçi’nin hemen dibindeki büromda patlama ve kurşun sesleri arasında haftalardır toplumun farklı kesimlerinden insanlarla, imamlarla, cemaatlerle, farklı etnik ve inançsal gruplarla, sivil toplum örgütleriyle, kadın örgütleriyle, çocuk örgütleriyle toplanarak bu devam eden ateşe nasıl bir tas su dökebileceğimizi tartışıyoruz.
Bu hafta başında bu toplantılardan birini daha sevgili Oya Baydar, Mebuse Tekay, Celal Başlangıç’ın da katılımıyla yaptık. Diyarbakır’daki sivil toplum temsilcileri, iş insanları, aktivistler, imamlar, aydınlar bir araya gelerek uzun uzun neler yapabileceğimizi tartıştık. Türkiye’de savaşa, zulme karşı olan insanlar olarak bir çıkış arıyoruz.
Monday, March 7, 2016
Kırklar Meclisi: Sokağa çıkma yasakları kaldırılsın ve hayat yeniden başlasın!
Kırklar Meclisi: Sokağa çıkma yasakları kaldırılsın ve hayat yeniden başlasın!
“Savaş var!”
Bu, bugünlerde Diyarbakır’da en çok duyduğum söz. İşe gelirken yıkık dökük caddelerden geçiyorum. Kurtoğlu askeri lojmanlarını çevreleyen duvarlar ve tellerde bir çalışma var. Asker lojmanlarının duvarları iyice yükseltiliyor. Diyarbakır’da Sur’un dışındaki birçok sokak ve caddede de polis barikatları var. Arabayı park ediyorum. Barikatların arasından geçiyorum. En işlek cadde ofise doğru yürürken birçok TOMA ve panzer sayıyorum. Sokak başlarını ürkütücü görünümlü maskeli özel timler tutmuş. Her yer çöp, yıkık dökük. Evet, memleketimde savaş var!
Thursday, August 20, 2015
Barışa sahip çıkalım! Hemen, şimdi!
Barışa sahip çıkalım! Hemen, şimdi!
Geçici hükümet, geçiciliğine aldırmaksızın, 7 Haziran’da ortaya çıkan iradeyi yok sayarak, ülkeyi korkunç bir savaşa sürüklüyor. Her gün ölüm haberleri alıyoruz. Bu ölümleri durdurmak için aklıselim davranacaklarına, ağızlarından köpükler saçarak savaş naraları atıyorlar.
32 gencecik insanı katleden IŞİD’e karşı başlatıldığı söylenen savaş, bir yıldır IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi veren PKK’ye yönelmiş durumda. Uzun süredir ellerinde oyaladıkları, sık sık beyanlarında ağırlığından şikâyet ettikleri çözüm sürecini bitirdiler.
Sunday, August 9, 2015
Ah Kobanê!
Ah Kobanê!
“Kobanê’yi bir gül bahçesi gibi hayal ediyorum. Evlatlarımızın öldüğü o toprakları tek tek öpmek istiyorum”.
Bu sözler Kobanê’de evladı şehit düşen bir kadına ait. Yıkık yanık Kobanê Kürtlerin gözünde artık sadece bir gül bahçesi değil, binlerce evladının son nefesini verdiği “kutsal” bir yere dönüşmüş durumda. Artık yaşam Kürdistan’da ikiye bölündü: Kobanê öncesi ve Kobanê sonrası.
Sunday, April 6, 2014
Leyla’ya dokunmayın! Çekin pis ellerinizi!
Leyla’ya
dokunmayın! Çekin pis ellerinizi!
Leyla Suriye’den
gelmişti. Küçük çocukları, kayınvalidesi ve kocası ile Diyarbakır’a gelen
birçok Suriyeli gibi Suriçi’nde eski bir Diyarbakır evinin avlusunu mesken
tutmuşlardı. Leyla hakkında tek bildiğimiz bu. Sonrası karanlık.
Geçen ay Suriçi’nde top
oynayan küçük çocuklar buldular Leyla’nın cesedini. “Maktulün vücudunda birçok
travma ve darbenin yanı sıra 37 bıçak
darbesi bulundu” yazıyordu otopsi kağıdında. İsmi bile bilinmiyordu. Tek
bilinen bir müddettir ailesi ile bu taş avluda yaşamaya çalıştıklarıydı.
Çocuklar, eş, kayınvalide… hiç kimse
yoktu ortalarda. Leyla’nın kocası cinayetin baş zanlısı olarak geçecekti kayıtlara.
Subscribe to:
Posts (Atom)