Turkiye'de Kürt Sorunu, insan hakları ve ilgili sorunlar - Kurdish Question,human rights and other questions in Turkey
Showing posts with label Kürdistan. Show all posts
Showing posts with label Kürdistan. Show all posts
Sunday, February 25, 2018
'Kürtlerin hala var olması, direniyor olması bir mucize'
Yaklaşık 20 yıldır tanıyorum Ferda Cemiloğlu’nu. Ben henüz 20’lerin başındayken Van’da Afganlı mültecilerin hakları için mücadele ederken, sivil toplumcu kimliği ile tanışmıştım kendisiyle.
Daha sonra iş kadını Ferda Cemiloğlu olarak hayatımızda yer aldı. Irak Kürdistan’ının inşasında yine ön plandaydı. Irak Kürdistan’ına her gittiğimde Ferda Abla’nın evinde bir kahveye gider, Kürtlerin ve Kürdistan’ın sözlü tarihini ondan dinlerdim.
Tıpkı yıllar önce bana bu sözlü tarihi aktaran, Cemiloğlu ailesinin bir başka ferdi, sevgili Felat Amca gibi (Felat Cemiloğlu).
Cemiloğlu ailesi, namı diğer Cemilpaşalar Kürdistan tarihine damga vuran önemli ailelerden biri. Onların sürgünlerle geçen yaşamları, Kürtlerin ve Kürdistan’ın tarihine de ışık tutuyor.
Tarihimizi anlamaya, tekrar tekrar hatırlamaya çok da ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde Ferda Abla’nın kapısını tekrar çaldım. Bir gün bana “Ailem 150 yıldır birleşmek için doğmuştur” demişti. Kürtlerin kaderi gibi…
Tuesday, January 3, 2017
Sivil toplum mücadelesi “mühürlenebilir” mi?
2004 yılıydı. OHAL yeni bitmiş, Diyarbakır savaşın, yıkımın yaralarını sarmak için harekete geçmişti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde dönemin Belediye Başkanı Osman Baydemir’in öncülüğünde, büyük ve oldukça hüzünlü bir toplantı yapılmıştı. Diyarbakır sokaklarından yoksulluk görüntüleri eşliğinde, bölgedeki yoksulluk sorunu tartışılmış, bu görüntülere bazen gözyaşları eşlik etmişti. O toplantıda bir araya gelen Diyarbakırlılardan “Vakit kaybetmeyelim, Bölgedeki yoksullukla mücadele için hemen harekete geçelim” kararı çıkmıştı. Diyarbakır’daki çok farklı kesimlerden insanlar, doktorundan öğretmenine, avukatına, iş insanlarına bir araya gelerek 2005’te Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği'ni kurdular.
Wednesday, July 6, 2016
Ermeniler’in ahıyla yaşamak!
Ermeniler’in ahıyla yaşamak!
Nenem Ayşe Teyfur 2014 yılının Ekim ayında 104 yaşındayken aramızdan
göçtü. Bir asırdan uzun ömründe nenemle iletişimim çok sınırlıydı. Çünkü nenem
Türkçe, ben de Kürtçe bilmiyordum.
Nenemle şarkılar aracılığıyla konuşurduk. İkimizde şarkıları seviyorduk. Kürtçe bilmeyen
binlerce Kürt çocuk gibi ben de Kürtçe şarkıları anlamasam da ezbere
biliyordum. Muhtemelen hepsi zulümden, ölümden, savaştan bahsettikleri içindi.
Nenem bana sürekli şarkı söyler, ben de şarkılar aracılığıyla aslında nenemi
dinlerdim.
Nenemin söylediği şarkılar daha çok hüzünlü ağıtlardı. Nenemin yüzyıllık
tanıklığı bu ağıtlarda sanki ses bulurdu.
İplik her zaman iğneyi takip eder…
Nenemin ağıtlarının bir kısmının Ermeni komşuları için olduğunu ise çok
geç öğrenecektim:
Monday, March 7, 2016
Kürdistan’da tank, top ve psikolojik savaş elele!
Kürdistan’da tank, top ve psikolojik savaş elele!
“Psikolojik harekât çalışmaları çerçevesinde bazen sahte örgüt bildirileri yayınlanarak bunlar el altından sağa sola bırakılırdı. Amaç halkın örgüte olan güvenini sarsmaktır. Halk arasında sevilip sayılan ve örgütle bağlantısı olan önemli şahsiyetlerin özel telefon konuşmalarına bazı konuşma montajları yapılıp halka dinletilirdi. Bazı dernek ve dergi bürolarının kapısına sahte Hizbullah bildirileri ve tehdit içerikli mektupların bırakılması… farklı yöntemler vardı.”
Bu sözler PKK’den ayrıldıktan sonra, itirafçı olan ve JİTEM’in 7 kişilik ana kadrosunda yer alan, birçok faili meçhul cinayette yer aldığını itiraf eden Abdülkadir Aygan’a ait. 1990’larda devletin Kürt halkı üzerinde psikolojik savaş taktiklerini Abdülkadir Aygan görüşmelerinde detaylı anlatıyor. Yöntemler öylesine derin ve çeşitli ki, JİTEM içerisinde bir Psikolojik Harekat Birimi bile oluşturuluyor.
Bugün de devlet Kürdistan’da sadece tankı topuyla değil, psikolojik bir savaş da yürütüyor. Bunu çeşitli yöntemlerle, zaman zaman da Kürtlerin içinden insanları kullanarak yapıyor. Kürtlerin bir kısmı da bilinçli ya da bilinçsizce bunlara alet oluyor.
Bu yöntemlerin başında toplumdaki bazı kurum ve kişileri itibarsızlaştırmak geliyor.
Friday, March 4, 2016
Vedat Aydın’dan Tahir Elçi’ye Kürdün acısı…
Vedat Aydın’dan Tahir Elçi’ye Kürdün acısı…
Kürtlerin kıymetli evlatları hala sokak ortasında öldürülmeye devam ediyor. Vedat Aydın'dan Tahir Elçi'ye her şey öylesine tanıdık ki... Vedat Aydın komşumuzdu, Tahir Elçi de. Her ikisi de yiğitti. Birinin katledilişine çocukken şahitlik ettim, diğerinin katledilişine çocuklarımla… 30 yılda bu ülkenin bir arpa boyu ilerlememiş olması, çocuklarımızın da bu katliamlara şahitlik ediyor olması insanın canını hakikatten çok yakıyor.
Dünden beri birçok Amedli gibi biz de uyumadık, uyuyamadık. Sabah Tahir Elçi’nin cenazesini karşılamak için Koşuyolu parkına gittik. Tahir Abi’yi uğurlamaya yüz binler gelmişti.
Sunday, August 9, 2015
Ah Kobanê!
Ah Kobanê!
“Kobanê’yi bir gül bahçesi gibi hayal ediyorum. Evlatlarımızın öldüğü o toprakları tek tek öpmek istiyorum”.
Bu sözler Kobanê’de evladı şehit düşen bir kadına ait. Yıkık yanık Kobanê Kürtlerin gözünde artık sadece bir gül bahçesi değil, binlerce evladının son nefesini verdiği “kutsal” bir yere dönüşmüş durumda. Artık yaşam Kürdistan’da ikiye bölündü: Kobanê öncesi ve Kobanê sonrası.
Monday, April 27, 2015
KOREME'Yİ YOK ETTİLER!
KOREME'Yİ YOK ETTİLER!
Koreme Güney Kürdistan’da, Zagros dağlarının ön yamaçlarında, Türkiye sınırına sadece 25 dakika mesafede bir köy. Irak hükümetinin Kürt bölgelerini bombalaması sonucu köy sık sık yıkılmış, sadece 1960-1988 arası 3 kez yeniden inşa edilmişti. Tüm bu kısmi yıkımlara rağmen köy ayakta kalabilmişti.
Koremeliler Irak ordusunun saldırılarından, bombalamalardan korunma yollarını zamanla öğrenmiş, her şeye rağmen tarlalarında çalışmaya devam etmekteydiler. Oldukça büyük bir köy olan Koreme, verimli arazilerinden dolayı varlıklıydı da… Türkiye’deki koruculuk sisteminin bir karşılığı olan Irak’taki Ulusal Muhafız Birliği yani Caşlar, Koreme köyünde yoktu. Koruculuğu kabul etmeyerek bir anlamda Irak hükümetinin şüpheli köyler listesine girmişti.
Sık sık yapılan hava bombardımanlarına karşı evlerin altında sığınaklar oluşturulmuş, vadideki mağaralar da Koremelilerin doğal korunakları olmuştu. Çalke gibi yöredeki diğer köylerle birlikte, yılın uzun ayları mağaralarda saklanırlardı.
Tüm bu zor hayat, herşeye rağmen devam ederdi. Koreme henüz yok olmamıştı…
Thursday, March 12, 2015
Erbil'de de hüzün var…
Erbil'de de hüzün var…
En son 2013 Eylül’ün de gittiğim Erbil’i bu sefer durgun buluyorum.
Şehre girerken yarım kalmış yol çalışmaları Erbil’deki ekonomik sıkıntıların bir göstergesi. Uzun süredir firmalara ödeme yapılamadığını ve birçok inşaat çalışmasının yarım kaldığını söylüyor yanımdaki Erbilliler. Türkiye’den de birçok firmanın şuan alacaklarının beklemede olduğunu öğreniyorum. 1 yıl öncesi oldukça kalabalık olan Family Mall gibi ünlü alışveriş merkezleri bile boşalmış durumda.
Subscribe to:
Posts (Atom)