Showing posts with label Enfal. Show all posts
Showing posts with label Enfal. Show all posts

Monday, April 27, 2015

KOREME'Yİ YOK ETTİLER!

KOREME'Yİ YOK ETTİLER!
Koreme Güney Kürdistan’da, Zagros dağlarının ön yamaçlarında, Türkiye sınırına sadece 25 dakika mesafede bir köy. Irak hükümetinin Kürt bölgelerini bombalaması sonucu köy sık sık yıkılmış, sadece 1960-1988 arası 3 kez yeniden inşa edilmişti. Tüm bu kısmi yıkımlara rağmen köy ayakta kalabilmişti.
Koremeliler Irak ordusunun saldırılarından, bombalamalardan korunma yollarını zamanla öğrenmiş, her şeye rağmen tarlalarında çalışmaya devam etmekteydiler. Oldukça büyük bir köy olan Koreme, verimli arazilerinden dolayı varlıklıydı da… Türkiye’deki koruculuk sisteminin bir karşılığı olan Irak’taki Ulusal Muhafız Birliği yani Caşlar, Koreme köyünde yoktu. Koruculuğu kabul etmeyerek bir anlamda Irak hükümetinin şüpheli köyler listesine girmişti.
Sık sık yapılan hava bombardımanlarına karşı evlerin altında sığınaklar oluşturulmuş, vadideki mağaralar da Koremelilerin doğal korunakları olmuştu. Çalke gibi yöredeki diğer köylerle birlikte, yılın uzun ayları mağaralarda saklanırlardı.
Tüm bu zor hayat, herşeye rağmen devam ederdi. Koreme henüz yok olmamıştı…

Saturday, April 26, 2014

'Yağmurlu, fırtınalı bir gündü. Yerde Saddam, gökte Allah bize işkence ediyordu'

'Yağmurlu, fırtınalı bir gündü. Yerde Saddam, gökte Allah bize işkence ediyordu'


 “Hepsini kimyasal silahlarla öldüreceğim! Kim bir şey diyebilir ki? Uluslararası toplum mu? Uluslararası toplum da onu dinleyenler de kahrolsun! Onlara… Onlara sadece bir gün kimyasal silahlarla saldırmayacağım; kimyasallarla saldırmaya on beş gün devam edeceğim… Sonra göreceksiniz ki onların hepsini taşımak için Allah’ın bütün taşıtları bile yetmeyecek. (Kimyasal Ali, Ali Hasan el-Mecid)”[1]
Kürtlerin Kimyasal Ali dedikleri Ali Hasan el-Mecid Enfal öncesi bunları söylemekteydi. Nitekim de dediğini yaptı. 8 ay içerisinde 182 bin Kürdü kimyasal silahlarla yok etti ve uluslararası toplum sesini çıkarmadı. Bugün de uluslararası toplumun Enfal soykırımı konusunda sessizliği devam etmekte.

Monday, October 7, 2013

Bitmeyen Yas:Barzan

Bitmeyen Yas “Barzan”



Barzan Erbil’in (Hewler) kuzeyinde Kandil’e oldukça yakın bir bölgenin tümüne verilen isim. Güney Kürdistan’ın en kuzey ucunda yer alıyor. Bölgenin merkezi Mergesor kazası olup bölge Mergesor, Barzan ve Şirvan olmak üzere üç kazadan oluşuyor. Barzani ailesi bu bölgeden. Nitekim, insanların çoğunun soyadı Barzani. Mela Mustafa Barzani’nin mezarı da bu bölgedeki Barzan köyünde bulunuyor.

Erbil’den Barzan bölgesine yaklaştıkça coğrafya değişmeye başlıyor, ağaç ve yeşillik artıyor. Gürül gürül akan Büyük Zap’ın yanında derin vadiler, uçurumlar ve dağlar yükseliyor.  Eski bir peşmerge olan şoförümüz Hewal sayesinde Barzan katliamı kurbanlarının mezarlarını bulmamız zor olmuyor. Barzan kaymakamı Hoşemi’nin yolladığı mihmandarımız Süleyman ile mezarlıkta buluşuyoruz.

Barzan katliamı 1983 yılında yaşanıyor, 8000 erkek aynı gün toplanarak öldürülüyor.

Saddam Hüseyin 1975-1980 yılları arasında Barzan bölgesinde bulunan 252 köyü tamamen boşalttırıyor. Bu köylüleri Erbil-Kerkük arasında yapılan büyük bir kampa yerleştiriyor. 1983 yılında bir gün Saddam’ın askerleri kampa geliyor ve 10 yaş üstü tüm erkekleri topluyorlar. Barzan bölgesinde bize eşlik eden Süleyman o günü şöyle anlatıyor:

“Kampa geldi askerler. Bir inşaat işi için erkekleri götüreceğiz dediler. 10 yaş üstü tüm erkekleri topladılar. Aslında ben 11 yaşındaydım ama çok zayıf ve sıska idim, benim küçük olduğumu düşündüler, beni almadılar. Babamı, abilerimi, dayımı, benimle aynı yaşta olan yeğenlerimi herkesi topladılar, onları götürdüler. Hasta, yaşlı, çocuk, deli demediler, tüm erkekleri götürdüler.”
Bilinmeze götürülen Barzan erkekleri Saddam askerleri tarafından Kuveyt sınırına getirilir ve çölde diri diri gömülerek öldürülürler. Barzan kadınları çocuklarla kalırlar ve bir daha oğullarından ve babalarından haber alamazlar.  Barzan kadınlarına Erbil’de herkes öncelikli iş vermeye çalışır, temizlik ve tarla işlerinin yanı sıra inşaatlarda bile Barzan kadınları çalışır. O yıllarda Erbil’in birçok yerinde Barzan kadınlarını görmek mümkündür.

Şoförümüz Hewal “O kadınlar tüm erkeklerden daha yiğittiler, o çocukları büyütebildiler, inşaatlarda bile çalıştılar” diye özetliyor durumu. Bu arada boşaltılan Barzan köyleri yakılır. Tek tek yakılırsa insanlar başka köylere kaçarlar diye Barzan köyleri Saddam’ın askerleri tarafından topluca yakılırlar. Barzan’da hayat biter, ağaç, ev, hayvan, hiçbir şey kalmaz.

2005 yılında Kuveyt sınırında bulunan toplu mezarın Barzan erkeklerine ait olduğu anlaşılır. Çoğu elbisesi, cebinde kimliğiyle çöle diri diri gömülmüştür. 510 kişinin kemikleri Barzan’a getirilir. Kemiklerin kimin olduğu söylenmez, devlet sırrı olarak kalmasına karar verilir. Çünkü herkesin kemikleri getirilememiştir. O günden beri Barzanlılar kendi çocukları ve babaları yerine rastgele mezar seçip bir mezarda ağlarlar. Nitekim tüm mezar taşları isimsizdir.

1991-1992’ye kadar Barzan bölgesi tamamen boş kalır, yaşam yok olur. 1992’den sonra insanlar köylerine dönmeye başlarlar. Dünyadaki tek Şehitler Bakanlığı olan Kürdistan Şehitler Bakanlığı tüm bu ailelerin evini yapar, kadınlara ev, arazi verir ve maaş bağlar. Köylerde bile Bakanlığın yerel ofislerini görmek mümkün. Bakanlık geride kalanların sorunlarıyla birebir ilgilenir.

Katliamdan sonra Barzan kadınları sadece siyah giyerler. Barzan’da bir daha müzik çalmaz, düğün yapılmaz. Barzan dulları denilen bu kadınlar o günden beri yas tutarlar. Barzan’da çeşmeye giden, tarlada çalışan tüm kadınlar baştan aşağı siyah giyinmektedir.  Yas yeni jenerasyonda da devam etmekte, genç-yaşlı fark etmez tüm kadınlar siyah, tüm kadınlar yastır Barzan’da. Barzan kocaman bir bölge, sınırımızın hemen öte yanı, sadece 1 saat ötede,  yıllardır topyekun yastadır. 

Kürtler Barzan’da 1983’ten beri dünyanın en uzun yasını tutmaktadır.

Nurcan Baysal
16 Eylül 2013, Diyarbakır

 As published in Birgün Newspaper on 22.09.2013