Showing posts with label Kürtler. Show all posts
Showing posts with label Kürtler. Show all posts

Monday, October 22, 2018

“300 vekilimiz olsa ne olur, Kürtleri meclisten atmak için darbe yaparlar”


“300 vekilimiz olsa ne olur, Kürtleri meclisten atmak için darbe yaparlar”




Diyarbakır’da güzel bir bahar günü. Yol boyunca her 4-5 metrede bir dizili Türk bayrağı ile bezenmiş Erdoğan resimleri var, yıllar geçse de bu görüntüyü hiç unutamayacağımı düşünüyorum. Yol boyunca refüjlere çiçekler de ekilmiş.

Hakkını vereyim, kayyum bu sefer lale değil, Bölge coğrafyasına uygun güzel çiçekler ekmiş. Bizim belediyelerin kasada bıraktıkları paralar, şimdi kayyum tarafından rahat rahat harcanıyor.

Sur’a giriyorum. 2,5 yıldır bitmeyen bir inşaat halinde Sur. Bir kafeye oturuyorum, gençler etrafımı sarıyor. Konumuz yaklaşan seçimler.

Friday, September 14, 2018

Bu cüret nereden geliyor?


Bu cüret nereden geliyor?


Kürt kimliği ve Kürt diline ilişkin yasaklara her gün bir yenisi ekleniyor. Geçen gün de İstanbul Başakşehir’de Yapı&Yapı firmasının Kayaşehir Emlak Konut Kuzey Yaka Projesi inşaatında, Kürt işçilerin kendi aralarında Kürtçe konuşmasının yasaklandığını öğrenmiş olduk.

Yapı&Yapı İnşaat’a ait şantiyede, ana firma tarafından taşeron şirkete gönderilen yazıda, “Şantiyede çalışan personellerin farklı lisanlarda konuşmaları diğer taşeronların personelleri de dâhil olmak üzere tüm çalışanları rahatsız etmektedir” ifadelerine yer verilmiş.

Benim anadilim “tüm çalışanları” rahatsız ediyormuş meğer.

Tuesday, September 11, 2018

Katırlar ve Kürtler


Katırlar ve Kürtler


Gün geçmiyor ki absürt bir haber okumayalım. Geçen hafta Mezopotamya Ajansının geçtiği haber absürt olduğu kadar bu ülkenin Kürt sorununda geldiği noktayı göstermesi açısından önemliydi de.

Mezopotamya Ajansının geçtiği habere göre, Şırnak Uludere ilçesine bağlı Yemişli köyünde bir yurttaşa ait dört katıra, üzerinde kaçak sigara taşıdığı gerekçesiyle kolluk güçlerince el konulmuş, karakola götürülen katırların akıbetini öğrenmek üzere bilgi almak isteyen sahibine kolluk güçleri yetkilileri tarafından katırların gözaltına alındığını ve gözaltı işlemlerinin bitmesinin ardından Uludere Savcılığı’na sevk edileceği bilgisi verilmişti.

Önceki gün “Katırların işlemleri daha bitmedi. İşlemler bitmeden katırlar satılmasın” şartı ile katırların sahibine teslim edildiğini öğreniyoruz. Doğrusu bu konuda merak ettiğim çok şey var: Mesela katırların ifadesi nasıl alınmıştır, gözaltı işlemi nasıl uygulanmıştır, baro katırlara avukat tayin etmiş midir... gibi.

Tuesday, May 16, 2017

Kürtler zulme, baskıya boyun eğmedi, bu da size dert olsun!

Referandum süreci boyunca ‘Hayır’cılar da ‘Evet’çiler de argümanlarını Kürtler üzerinden oluşturup, kendilerini Kürt Sorunu üzerinden konumlandırdılar. Ancak ağır medya baskısı, Kürt illerinde gerek medyanın, gerek sivil toplum örgütlerinin çoğunun susturulmuş olması nedeniyle, bu süreçte Kürtlerin ne düşündüğünü Türkiye genel olarak duymadı. Bu konuda  algı operasyonları hem batıda hem de bölge içinde devam etti. Yok efendim Kürtler evet diyecekmiş, oy vermeye gitmeyecekmiş… Bunun için iktidarın yereldeki görünür ve görünmeyen ayakları yoğun bir propagandaya giriştiler. Son saatlere kadar hala Diyarbakır’da bu kişiler “Evet de çıksa Hayır da çıksa bizim için fark etmez, tek adam gelirse Kürt sorunu daha rahat çözülecek” gibi argümanlarını devam ettiriyorlardı. Başta HÜDA-PAR olmak üzere bazı Kürt grupların Erdoğan’a çalıştığını belirtmeye zaten gerek yok sanırım.

Tuesday, December 20, 2016

Karanlık

Karanlık

Bir Diyarbakır gecesi daha. Bahçede karanlıkta oturmuş gelip geçen sesleri dinliyorum. Birkaç ambulans, jetler, arada bir patlama sesleri. Patlama sesleri havai fişek sesi mi başka bir şey mi ayırt etmeye çalışıyorum. Düğün yapıp her gece havai fişek patlatanlara küfrediyorum. Düğün yapıyorsanız yapın tabii de en azından havai fişeksiz olsun.
Şehrin her tarafında polis noktaları var artık. Evden büroya gitmek artık 10 dakika sürmüyor. Askeri lojman ve kurumlar, emniyet, valilik gibi kurumların etrafları tamamen kapatıldığı için aylardır şehirde trafik darmaduman. Şimdi yazarken fark ettim de aylar değil, artık bir yılı doldurduk.
Sahi neredeydik 1 yıl önce.

Friday, November 18, 2016

Sormayacak mıyız bu 1552 kişi neden öldü diye?


Sormayacak mıyız bu 1552 kişi neden öldü diye?

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi uzun süredir hazırladığı raporun sonuçlarını bugün kamuoyu ile paylaştı. Raporda savaşın başladığı 24 Temmuz 2015 ile 24 Temmuz 2016 arası Kürt illerinde yaşanan insan hakları ihlallerine yer veriliyor.
Rapora göre bu 1 yıl içerisinde asker, polis, korucu, örgüt militanı ve sivil olmak üzere 1552 kişi yaşamını yitirmiş. Anlaşılması için tekrar edeyim 1552 kişi, 1552, 1552!
Bu kişilerin 422’si güvenlik görevlisi, 622’si PKK’li.

Friday, September 23, 2016

Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi

Travma içindeyiz. Kürdü, Türkü, Alevisi, Sünnisi… Tüm toplum ağır bir travmadan geçiyor. Birkaç hafta kaldığım İstanbul’da herkes endişeliydi. İş dünyasından, akademiye, sivil toplum örgütlerine; kimse geleceği göremiyor. Tüm planlar, projeler durdurulmuş durumda, gelecek için bir umut ihtiyacı öylesine çok hissediliyor ki…
Bölgede ise durum çok vahim, artık travma boyutu da aşılmış durumda. Aslında travma ile yaşamaya alışmışlık var. Kürt illerinin çoğu yıkık yanık, yüz binlerce insan çadırlarda ya da başkalarının yanına sığınmış durumda. Yüz binlerce çocuk okula gidemedi, okullar ya yıkıldı ya da birer kışlaya dönüştürüldüler. Yüksekova, Nusaybin, Şırnak... Bu kentlerin ciddi bir bölümü yok artık. Birçok kentte yardım çalışmalarına bile izin verilmiyor. Bölgedeki morglarda evlatlarının cenazelerinin parçalarını arayan onlarca aile var hala. Tutuklamalar her gün devam ediyor, Kürtlere yaşamı dar etmek için her şey yapılıyor. Kürtler bu sefer 90’lardan farklı olarak evi, köyü, kenti yakılsa da bir yere gitmiyor. Gelip kentinin çeperinde bir yerde duruyor ve yıkık yanık evini baştan tamir etmeye uğraşıyor.

Wednesday, August 10, 2016

“90’larda köylerimiz yakıldı, şimdi şehirlerimiz yakılıyor, milletvekillerimiz meclisten atılsa ne olur”

Küçük oğlum Aras, politikayla oldukça ilgili. 7 Haziran akşamı halay çeken, 1 Kasım günü baraj altında mı kalıyoruz diye ağlayan ufaklığın dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilk tepkisi şu oldu:
"Anne bomba patlatmışlardı, biz yine de Meclis'e girmiştik, şimdi bizi attılar mı?"
Aras’a siz ne cevap verirdiniz bilmem, ama ben o günkü öfkemle“Evet, bizi attılar oğlum” dedim. “Ama mücadeleye devam edeceğiz”i de ekledim.

Saturday, April 16, 2016

“Kirli” bir pazarlığın ortasında, Kürtler ve Cizre!

Avrupa Parlamentosunda 12.si düzenlenen “Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı”  için Brüksel’deyim.
Pazartesi günü Brüksel yolunda ise aklımdaki tek şey Cumartesiden beri Cizre’de Cudi Mahallesinde 5 katlı bir binanın bodrum katında ambulans bekleyen yaralı insanlar. Bodrum katına sığınan bu 34 kişinin 28’i yaralı, bu yaralılardan 18’inin durumu ağır. Ve günlerdir ambulans gitmediği için bu insanlar tüm Türkiye’nin hatta dünyanın gözleri önünde tek tek ölüyorlar.
Konferansa katılım yoğun. Avrupa parlamentosundan milletvekilleri, HDP milletvekilleri, akademi, sivil toplum, medyanın yanı sıra Nobel ödüllü Doğu-Timor’un eski Başkanı Jose Ramos-Horta, Shirin Ebadi, Leyla Zana, Selahattin Demirtaş gibi isimler de var.

Tuesday, February 9, 2016

21 insanı kim öldürdü?

21 insanı kim öldürdü?

Bugün Kürtler ve Türkiye’de adalet isteyenler açısından önemli bir dava görülüyor.
Cezasızlıkla Mücadele Güçbirliği’nin raporuna göre 1993-1995 yılları arasında Cizre’de  tespit edilebilen 35 zorla kaybetme vakası yaşandı. 2009 yılında bunların 13’ü Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nın hazırladığı iddianameye dâhil oldu ve 21 kişinin kaybedilmesi ve keyfi infazının faillerini cezalandırmak üzere Temizöz ve Diğerleri Davası başladı.
Bugüne kadar dava kapsamında 48 duruşma görüldü ve pek çok tanık ifadesi alındı. 48 duruşma boyunca yargılanan, hakkında 9 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istenen davanın en önemli sanığı Albay Cemal Temizöz de dâhil  8 sanık için, Haziran 2015’te görülen duruşmada savcı “tanıkların ifadelerinin hükme esas teşkil edemeyeceğini ve olaylarla ilgili kesin, inandırıcı ve vicdani kanaate uygun delil bulunmadığı” gerekçesiyle her biri için ayrı ayrı beraat talep etti!

Wednesday, February 11, 2015

'Şengal Şengala me ye,Apo Serokê me ye!'


'Şengal Şengala me ye,Apo Serokê me ye!' *

Aralık ayının ikinci Cuması kutlanan  Ezidilerin kutsal bayramı Cejna Êzi Türkiye’deki Ezidi kamplarında buruk karşılandı. Bayramı kutlamayan Ezidiler, bayram günü uzaktaki vatanlarına, kayıp sevdiklerine ağıtlar yakarak geçirdiler.
Bayram ertesi gelen Şengal’in İŞİD’ten temizlendiğine ilişkin haberler de kampta büyük bir coşku yaratmadı. Başta Erbil olmak üzere Güney Kürdistan’ın birçok şehrinde büyük kutlamalar yapılırken, Kuzey’de ise sevince rağmen Kobane’de devam eden mücadeleden dolayı kutlama yapılmamıştı. Gerçi her ne kadar Şengal’in  stratejik noktaları Kürt güçlerinin eline geçtiyse de, daha kat edilecek uzun bir yol var…

Friday, December 26, 2014

Kürtler: Savaşa da Barışa da Hazırız!

Kürtler: Savaşa da Barışa da Hazırız!

Research Turkey

Kürtler: Savaşa da Barışa da Hazırız!

3 Ağustos’ta IŞİD’in Ezidiler’in kutsal kenti Şengal’e saldırılarıyla başlayan olayların Türkiye’de birçok şeyin başlangıcı olacağını ve Ortadoğu’daki dengeleri sarsacağını henüz kimse bilmiyordu.
IŞİD saldırıları sonucu Ezidiler[1] Şengal dağlarına kaçarak açlık ve susuzlukla örülü uzun bir yolculuğa çıktılar. On binlerce Ezidi katledildi, binlerce Ezidi kadına tecavüz edildi ve binlercesi de Arap pazarlarında köle olarak satıldı. Ezidi Federasyonu bugün hala 5000 Ezidi kadının kayıp olduğunu belirtiyor. Dağda mahsur kalan Ezidileri katliamdan kurtarmak için Şengal’e geçen YPG[2] birlikleri bir yandan IŞİD ile savaşırken, öte yandan Ezidileri oluşturduğu insan koridoru ile kurtarmaya girişti.

Saturday, October 11, 2014

“Biz Ölülerimizin Kemiklerine Bile Çok Seviniyoruz”

“Biz Ölülerimizin Kemiklerine Bile Çok Seviniyoruz”

Akşam geç vakitte Almanya’da yaşayan Kemal Pir’in yeğeni Ziya Pir’den bir telefon alıyorum. Babalarının kemiklerini arayan iki kız kardeşin yarın Almanya’dan Diyarbakır’a geleceğini ve onlara yardımcı olmamı rica ediyor.
İbrahim İncedursun’un kızları Yeşim ve Derya İncedursun ile böyle tanışıyorum.

Boks Ringlerinden Dağlara Uzanan Yaşam

Wednesday, October 1, 2014

Ezidiler: Kürtler bize sahip çıktı, ölürsek de beraber öleceğiz

Ezidiler: Kürtler bize sahip çıktı, ölürsek de beraber öleceğiz

“Kaderimizi Bekliyoruz”
Sıcak bir güne uyanıyoruz. Silopi’ye henüz sonbahar gelmemiş. Silopi toprak yolları, yol kenarlarına terk edilmiş bozuk kamyonlarıyla bugün gözüme daha da yoksul görünüyor. Êzidi kampına gitmeden önce Belediyeye uğruyoruz. Silopi Belediyesinde bizleri Belediye Başkanı Seyfettin Aydemir ve Eşbaşkan Emine Esmer karşılıyor.

Sunday, April 6, 2014

Leyla’ya dokunmayın! Çekin pis ellerinizi!

Leyla’ya dokunmayın! Çekin pis ellerinizi!


Leyla Suriye’den gelmişti. Küçük çocukları, kayınvalidesi ve kocası ile Diyarbakır’a gelen birçok Suriyeli gibi Suriçi’nde eski bir Diyarbakır evinin avlusunu mesken tutmuşlardı. Leyla hakkında tek bildiğimiz bu. Sonrası karanlık.

Geçen ay Suriçi’nde top oynayan küçük çocuklar buldular Leyla’nın cesedini. “Maktulün vücudunda birçok travma ve darbenin yanı sıra  37 bıçak darbesi bulundu” yazıyordu otopsi kağıdında. İsmi bile bilinmiyordu. Tek bilinen bir müddettir ailesi ile bu taş avluda yaşamaya çalıştıklarıydı. Çocuklar, eş, kayınvalide…  hiç kimse yoktu ortalarda. Leyla’nın kocası cinayetin baş zanlısı olarak geçecekti kayıtlara.