Showing posts with label çözüm süreci. Show all posts
Showing posts with label çözüm süreci. Show all posts

Tuesday, February 9, 2016

Suriçi’ne Sur’dan bakmak!

Suriçi’ne Sur’dan bakmak!

Diyarbakır Suriçi’ni anlatmaya bugün de devam edelim.
Fatihpaşa’daki Tarihi Suriçi Aile Çay bahçesindeyim. Bugün hava yağmurlu. Sokağa çıkma yasağı sırasında tanklar çay bahçesinin kapısını kırarak içeri girmiş ve bahçedeki ağaçları taramışlar. Ağaçların bir kısmı aldıkları darbeler sonucu kırılmış. Çay bahçesini işleten Ali Usta içeriye bomba atıldığını ve buzdolabı da tarandığı için, bir dolap dolusu malzemesinin de heba olduğunu belirtiyor.

Saturday, January 2, 2016

Üçüncü göz olmadan çözüm sürecinde yol almak artık çok zor


Üçüncü göz olmadan çözüm sürecinde yol almak artık çok zor

Leyla Zana’dan önemli bir çağrı var. Zana 2 hafta önce Strasboug’ta yaptığı konuşmada tarafların tekrar masaya dönmesi gerektiğini, ancak masaya dönerken mutlak surette üçüncü bir gözün olmasını, tüm tarafların onay vereceği, kabul edeceği, mutlak bir üçüncü göze ihtiyaç olduğunu belirterek şöyle söyledi:  “Üçüncü göz olmadan yol almak alabildiğine zorlaşmıştır”.
Leyla Zana’ya katılmamak mümkün değil. Eğer tekrar masaya dönülürse, PKK’nin 7 Haziran önceki koşullarda masaya dönmesi artık çok zor, masaya dönüş için çok daha sıkı tedbirler isteyecektir PKK ve bunların başında da üçüncü göz geliyor.

Thursday, August 20, 2015

Diyarbakır sokaklarında 'barış' seslerinin yanı sıra öfke kol geziyor!


Diyarbakır sokaklarında 'barış' seslerinin yanı sıra öfke kol geziyor!

Diyarbakır bir geceyi daha gaz kokusuyla geçirdi. Günlerdir devam eden gaz kokusuna sürekli kalkan jetlerin sesleri eşlik ediyor. TOMA’ların durduğu sokaklara genel olarak sessizlik hâkim. Bu sefer yüzlerde sadece acı ve hüzün yok, büyük bir öfke de var. Bir kez daha bu devlete güvenmiş olmanın ve bir kez daha hayal kırıklığına uğramış olmanın öfkesi bu…

Barışa sahip çıkalım! Hemen, şimdi!

Barışa sahip çıkalım! Hemen, şimdi!

Geçici hükümet, geçiciliğine aldırmaksızın, 7 Haziran’da ortaya çıkan iradeyi yok sayarak, ülkeyi korkunç bir savaşa sürüklüyor. Her gün ölüm haberleri alıyoruz. Bu ölümleri durdurmak için aklıselim davranacaklarına, ağızlarından köpükler saçarak savaş naraları atıyorlar.
32 gencecik insanı katleden IŞİD’e karşı başlatıldığı söylenen savaş, bir yıldır IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi veren PKK’ye yönelmiş durumda. Uzun süredir ellerinde oyaladıkları, sık sık beyanlarında ağırlığından şikâyet ettikleri çözüm sürecini bitirdiler.

Sunday, May 17, 2015

Bir varız, bir yokuz…

Bir varız, bir yokuz…

Yine buyurdu Cumhurbaşkanı, Kürt sorunu yoktur diye. Hatta bu sefer daha da ileri gitti “Kürt sorunu ifadesini kullanmak ayrımcılık olur” diyerek “bölücüleri” işaret etti.
Bu bana küçük bir çocukken “Kürt yoktur, hepsi dağ Türkleridir”diyen öğretmenimi hatırlattı.
Sonra darbeci, katil Kenan Evren’nin “Kürt diye bir şey yoktur. Bu, Güneydoğu'daki insanlarımızın, karda yürürken ayaklarından çıkan kart kurt diye seslerden oluşmuş bir kavramdır” demesini hatırlattı.

Monday, April 13, 2015

Duyduklarınıza pek inanmayın, burası Şırnak!

Duyduklarınıza pek inanmayın, burası Şırnak!

Uzun bir aradan sonra tekrar Şırnak’tayım. Son yıllarda sık gittiğim Şırnak’a her gidişimde yollardaki tank ve TOMA sayısının arttığını görüyorum. Nitekim 3 ayrı kontrol noktasından geçtikten sonra şehre girebiliyoruz.
Her zamanki gibi ilk durağım Şırnak’ın en sevdiğim yerlerinden biri olan Pepule Çay Bahçesi. Çay Bahçesindeki oklar hala dağları ve yakılan köyleri işaret ediyor… Belli ki barış rüzgarı Şırnak’ta henüz esmiyor!

Halkların eşitliği ve özgürlüğün seslenişi

Halkların eşitliği ve özgürlüğün seslenişi

Amedliler günlerdir Newroz’da yağmur yağmaması için dua ettiler. Ama Tanrı bugün de Kürtlerin yanında değildi.
1992 yılında küstüğüm Newroz’lara, 2013’ten beri tekrar katılıyorum. Newroz bayramın yanı sıra benim için acıların, yitik çocukların günü. Her Newroz sabahı olduğu gibi bu sabah da bir baş ağrısıyla uyanıyorum. Evimizin hemen yanındaki Newroz alanından dün geceden beri gelen müzik sesi, tepemizde uçan helikopter seslerine karışmış durumda.

Bu Kürtler ne istiyor!

Bu Kürtler ne istiyor!

Sayın Cumhurbaşkanım!
Bu size ikinci mektubum. İlkini hatırlarsınız daha çok çocuk doğurmamızı istediğinizde yazmıştım. Kafamız karışmıştı Kürt kadınlar olarak, buyruğunuz bizleri de kapsıyor mu diye…
Şimdi de görüyorum ki sizin kafanız karışmış. Dün "Kardeşim neyin eksik senin. Bir Kürt olarak sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Ne istiyorsun daha, ne istiyorsun?" diye soruvermişsiniz bize.
Eh siz sorunca, bize de tabi ki anlatmak düşer…

Sunday, March 22, 2015

Diyarbakır’da ne 'tarihi' bir hava, ne de bir coşku var!

Diyarbakır’da ne 'tarihi' bir hava, ne de bir coşku var!

Hafta sonu hükümet ve HDP arasındaki “tarihi” açıklamadan sonra kendimi Diyarbakır sokaklarına atıyorum. Sabahki sağanak yağmurdan sonra güneş Amed’i ısıtıyor.
Suriçi’ne doğru yürürken bu “tarihi” günün yarattığı herhangi bir coşkulu yüze rastlayamıyorum. Arkadaşlarla buluşup Suriçi’nde, Amedlilerin deyimiyle “kemikli”* yemeye gidiyoruz.  Bir yandan kemikliyi yerken diğer yandan da kebapçıdaki insanlarla sohbete başlıyoruz. Silah bırakma çağrısını nasıl karşılıyorlar, Öcalan’ın belirlediği 10 maddelik ilkeden ne anlıyorlar…

Wednesday, December 3, 2014

Barışın dili

Barışın dili

Geçen hafta İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Demokratik Gelişim Enstitüsü ve Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Merkezi’nin düzenlediği ‘Dilin, Kimliğin ve Medyanın Çatışma Çözümündeki Rolü’ konulu panelde özellikle barış süreçlerinde dilin önemi üzerine verimli tartışmalar yapıldı.