Showing posts with label Lalebey. Show all posts
Showing posts with label Lalebey. Show all posts

Tuesday, August 15, 2017

Alipaşa ve Lalebey yıkılıyor: “Sanki biri ölmüş gibi”

Alipaşa Diyarbakır’ın üzerine şarkılar, türküler, şiirler yazılmış en eski mahallerinden biri.  2010 yılında Büyükşehir Belediyesi, Sur Belediyesi ve Bakanlık arasında yapılan protokol ile Suriçi’nin bu tarihi bölgesi kentsel dönüşüm kapsamına alındı.  Sonradan Alipaşalıların boşaltmaya karşı direnişi ile geri adım atıldı ve kentsel dönüşüm projesi durduruldu. O dönem mahalledeki yapıların bir kısmı boşaltıldı ve yıkıma terk edildi. Bu boşaltılan yapılar kimi zaman mahalle için de tehlike arz etti.
Sokağa çıkma yasakları sırasında Sur’un bir kısmının yıkılmasıyla birlikte, 21 Mart 2016’da Suriçi’nin yüzde 82’si çıkarılan bir Bakanlar Kurulu kararı ile kamulaştırıldı. Bu karara karşı Danıştay’a başvurulmasına rağmen kamulaştırma itirazları kabul edilmedi.

Sunday, April 24, 2016

Suriçi'nde 6 günde harabeye çevrilen mahalleler

Suriçi’nde 6 günde harabeye çevrilen mahalleler Diyarbakır Suriçi’ndeyim. 27 Ocak’ta Suriçi’ndeki sokağa çıkma yasağı genişletilmiş ve 2 Aralıktan beri 6 mahallede devam eden sokağa çıkma yasağına 5 mahalle daha eklenmişti. Bu yeni eklenen mahallelerde sokağa çıkma yasağı 3 Şubat’ta kaldırıldı. Sokağa çıkma yasağının sadece 6 gün sürdüğü  Ziya Gökalp ve Lalebey Mahallelerindeyim. 
Uzun yıllardır sivil toplum çalışmaları yaptığım bu mahallelerde yaşayanları, esnafı, özellikle mahallenin gençlerini iyi tanıyorum. 
Ziya Gökalp Mahallesi Muhtarı Muhsin Sanay ile her zaman buluştuğumuz muhtarlıkta bulaşamıyoruz, çünkü uzun uğraşlarla yapılan muhtarlık binası artık yerinde değil. Bombalanan binanın parçaları yüzlerce metre öteye kadar savrulmuş. Binanın yerinde koca bir delik açılmış. Muhtar 3 gün aramadan sonra muhtarlık mührünü bulabilmiş. “Artık mührüm cebimde, bir de zımba ve makas aldık mı, tamam” diyor. 

Sunday, March 22, 2015

Diyarbakır’da ne 'tarihi' bir hava, ne de bir coşku var!

Diyarbakır’da ne 'tarihi' bir hava, ne de bir coşku var!

Hafta sonu hükümet ve HDP arasındaki “tarihi” açıklamadan sonra kendimi Diyarbakır sokaklarına atıyorum. Sabahki sağanak yağmurdan sonra güneş Amed’i ısıtıyor.
Suriçi’ne doğru yürürken bu “tarihi” günün yarattığı herhangi bir coşkulu yüze rastlayamıyorum. Arkadaşlarla buluşup Suriçi’nde, Amedlilerin deyimiyle “kemikli”* yemeye gidiyoruz.  Bir yandan kemikliyi yerken diğer yandan da kebapçıdaki insanlarla sohbete başlıyoruz. Silah bırakma çağrısını nasıl karşılıyorlar, Öcalan’ın belirlediği 10 maddelik ilkeden ne anlıyorlar…