Friday, September 23, 2016

Bu koca dünyaya eşcinselleri, transları neden sığdıramıyoruz?


6 Ağustos’tan beri kayıptı Hande. Arkadaşları ve sevgilisi kayıp ilanı vermişti. Dün cesedi  Zekeriyaköy’de yol kenarında bulundu. Yakılmıştı.
Hande Kader trans bir kadındı, seks işçiliği yapıyordu. Geçen yıl Trans Onur Yürüyüşü’nde TOMA’nın önüne oturarak polis müdahalesini protesto etmişti. Cesurdu.
Bu cesur kadını daha fazla tanımak için Facebook sayfasına baktım, yazdığı mesajları okudum. 30 Kasım’da şöyle yazmış:

“O kadar çok acı biriktirmişim ki içimde, başka duyguları yaşayacak yer kalmamış artık…”
Hande acı biriktirmekte yalnız değil. Trans bireyler bu ülkede çokça acı biriktirmekteler. Toplumun baskısı, gördükleri şiddet ve hakaret, dışlanma sonucu ya intihara sürükleniyorlar ya da katlediliyorlar.
Eylül Cansın "Yapamadım, izin vermediler" diyerek kendisini köprüden attığında sadece 23 yaşındaydı.
Roşin Çiçek babası tarafından 14 kurşun ile öldürüldüğünde henüz 17 yaşındaydı.
İrem Su, 12 bıçak darbesi ile vahşice öldürüldüğünde 28 yaşındaydı.
2 yıl önce 24 Ağustos’ta trans kadın Figen Mersin’de intihar etmişti. İntihar ederken yakın arkadaşı Yağmur’un deyimiyle “Hepimizin suratına tükürüp gitmişti”. O zaman “onu bu koca dünyaya sığdıramadık” diye yazmıştım.
Henüz 10 gün önce eşcinsel mülteci Muhammed Wisam İstanbul’da kafası kesilerek vahşice katledildi.
İnsanlar yakılarak öldürülüyor, insanlar kafaları kesilerek katlediliyor, ve bizler susuyoruz. Bu insanlar eşcinsel veya trans oldukları için susuyoruz. İğrenç bir suskunluğun içindeyiz.
Bu dünyaya katilleri, hırsızları, tecavüzcüleri, çocuk istismarcılarını sığdırdık, her türlü pisliği sığdırdık, neden kimsenin hakkına hukukuna göz dikmeyen, eşcinselleri, transları sığdıramıyoruz?
Neden Özgecan’da ayağa kalktığımız gibi Hande için de ayağa kalkmıyoruz?
Hayatı boyunca haksızlığa, şiddete uğramış bir kadının bedeni yakıldı, neden ses çıkarmıyoruz?
Homofobik, transfobik cinayetler bizim bu sessizliğimizden besleniyorlar.
İnsanlık onuruna sahip çıkmak bu kadar zor olmamalı!
Susma!
Nurcan Baysal
*As published in T24 on18.08.2016

No comments:

Post a Comment