Showing posts with label polis. Show all posts
Showing posts with label polis. Show all posts

Saturday, January 2, 2016

Ekmek ve Güvercin

Ekmek ve Güvercin

Diyarbakır Suriçi ile ilgili kimisi objektif, kimisi yanlı çok yazıldı, çok çizildi. Özellikle son günlerde YDG-H’ın bir uyuşturucu ticareti içinde olduğuna dair yazılanları ise üzülerek okudum. Bir halkın, Bölgenin gerçekliğinin bu kadar rahat çarpıtılması insanın içini acıttığı gibi öfkelendiriyor da…
Bölgenin birçok mahallesinde olduğu gibi Suriçi’nin de görünen ve görünmeyenleri var. Suriçi’nin görünmeyenlerini anlamak için son 1 haftadır  Suriçi’ndeyim. 4 günlük sokağa çıkma yasağı Suriçi’nin özellikle Hasırlı ve Fatihpaşa mahallelerini vurdu. Bu mahallelerde birçok ev hasar görmüş durumda. Haftabaşı Hasırlı’da karşılaştığım Sur Belediyesi ekipleri mahallelerde hasar tespit çalışmaları yapıyordu. Tabi zarar gören sadece evler değil, çay bahçeleri, ağaçlar, hayvanlar, camiler, dernekler, tarihi yapılar da yaşanan şiddetten payını almış durumda. Zaten önce mahallede bulunan iki Özgür Yurttaş Derneğine polislerin bomba atmasıyla başlıyor her şey. 9 yaşında bir çocuk şöyle anlatıyor o anı:

Tuesday, October 13, 2015

Biz Ermeniyiz, siz kimsiniz?

Biz Ermeniyiz, siz kimsiniz?

Cizre’de devletin polisi Cizre halkına resmi araçlardan anons yapıyor:
“Ermeniler sizinle gurur duyuyor. Hepiniz Ermenisiniz, Ermenisiniz…”
Kendince Kürtlere hakaret ettiğini sanan bu zavallı polisler belli ki Kürtleri hiç tanımıyor. Oysa Kürtler son 10 yıldır Ermeni soykırımı ve yaşananlar konusunda ciddi sorgulamalar yapmış, bir soykırım yaşandığını kabul etmiş, yapılan bu soykırımın bir parçası olduğu için utanmış ve Ermenilerden defalarca af dilemiş bir toplum. Bırakın okumuşunu, şehirlisini, bugün hangi Kürt köyüne giderseniz gidin, Ermenilere yapılan vahşeti ve bu yaşananlardan dolayı üzüntüsünü anlatır. Yıllarca çalıştığım Tatvan köylerinde köylülerin çoğunluğu Ermenilere yapılan soykırımda atalarının da yer almasından öyle utanıyorlardı ki, Ermenilerden ne zaman konu açılsa “onlar o kadar güzelmişler ki, herkes hayran kalırmış…”, “onlar o kadar iyilermiş ki bütün yetimleri doyururlarmış”, “onlar o kadar yetenekliymiş ki en zor taşları bile incecik işlerlermiş”, “buralarda güzel ne varsa Ermenilerden kalmış…” gibi Ermenilerle ilgili olumlu her şeyi öne çıkararak, bire bin vurgu yaparak anlatırlardı.
Ancak Kürtlerde yaşanan bu dönüşümün, maalesef Türklerde ve Türkiye’nin Batısında yaşandığını söyleyemeyiz!