Cizre’de yıkıntılar
arasındayım. Yanıma gelen Cizreli bir genç, “Nurcan Hanım bu gördükleriniz Cizre’nin görünen tarafı, ama bir de
dışarıdan görünmeyen ya da görülse bile yazılmayan daha vahim şeyler var. Size
onları gösterelim” diyor.
Gruptan ayrılarak bu
Cizreli gencin ardından peşi sıra yürüyorum. Cudi mahallesi girişinde 5 katlı bir binaya
geliyoruz. Bina dışarıdan gayet iyi görünüyor, herhangi bir tahribat yok gibi.
Giriş kapısı tarafında koca harflerle “Türk
Caddesi” yazılmış, hemen altına da “Bir
ölür Bin diriliriz” yazıyor.
Binaya girmek kolay
olmuyor. Binanın altındaki marketteki tüm eşyalar, tavuklar, sebzeler…vs.
kokmuşlar. Bir iş makinesi marketteki çöpü çıkarmaya çalışıyor. Keskin bir
kokunun arasında binaya giriyoruz.
Her katında 2 dairenin
olduğu binanın içi tam bir yıkıntı halinde. İçerideki merdivenlerden dairelere
geçmek çok zor oluyor. Yıkıntılar, camlar, çöpler üzerinde yürüyoruz. Tüm
dairelerin kapısı fünyelerle patlatılmış. Evlerin hepsi harabe içinde. Öyle bir
harabe ki içlerini toparlamak mümkün değil.
Sergilenen
kadın iç çamaşırları, kullanılmış prezervatifler…