Showing posts with label Nurcan Baysal. Show all posts
Showing posts with label Nurcan Baysal. Show all posts

Tuesday, September 11, 2018

Criminalising Kurdishness


Criminalising Kurdishness


I was watching a video recorded last year during the Newroz (Kurdish spring festival) celebrations at Dicle University in Diyarbakır. Kurdish university students were whistling a Kurdish song. A group of police came, began to beat them and dragged them across the ground.

Last week, we learned what happened to those university students. The Diyarbakir Prosecutor’s Office accused 12 university students of “spreading propaganda for a terrorist organisation” and “committing crimes in the name of a terrorist organisation”. The prosecutor demanded a seven-year sentence for whistling a Kurdish song.

Last weekend, two musicians were arrested for singing Kurdish songs at a wedding in Istanbul. The wedding singers and the wedding hosts were accused of promoting a terrorist organisation. They are still in prison.

ديار بكر – تركيا .. "يتعين على من يريد النجاح في دُنْيا الأعمال أن يعمل من أجل السلام"


ديار بكر – تركيا .. "يتعين على من يريد النجاح في دُنْيا الأعمال أن يعمل من أجل السلام"






ديار بكر- محمد قايا هو أحد رجال الأعمال الذين ترجع أصولهم إلى ديار بكر بتركيا، سبق أن تعرَّفنا على محمد قايا منذ فترة زمنية بعيدة؛ فقد ساهم - خلال فترة رئاسته للغرفة التجارية والصناعية عن منطقة ديار بكر - في تنفيذ بعض المشروعات التنموية هناك. شارك محمد قايا كذلك في السنوات الأخيرة بالعديد من الاستثمارات في مجالات الصيدلة، وصناعة الدواء، والتعليم.

"السجناء" الجدد في تركيا


"السجناء" الجدد في تركيا


في العطلة الأسبوعية الماضية، اتصلت بي إحدى صديقاتي من اتحاد الصحفيات الإيطاليات ودعتني إلى المشاركة في منتدى للصحفيين سيعقد في روما في مارس.

أبلغتها بكل أسف أنني أخضع للمراقبة القضائية، أي أن علي الذهاب إلى مركز الشرطة مرة في كل شهر، وأنني ممنوعة من السفر، وبالتالي لا يمكنني مغادرة البلاد.

أصابتها الصدمة. لم يكن سهلا عليها استيعاب كيف يمكن فرض حظر للسفر دون حكم قضائي. وقلت لها: "صدقيني، من الصعب علي أيضا فهم ذلك".

Sunday, February 25, 2018

ثمن أن تقول "لا" للحرب في تركيا

كانت الساعة قد تجاوزت منتصف الليل بقليل. كنت أشاهد التلفاز غير بعيد عن ولديّ وهما يلعبان.
كان ابني الأصغر يلعب بقطع الليجو بينما أخذ الأكبر سنا يلعب على هاتفه. كان زوجي معنا أيضا وبرفقته صديق. ليلة الأحد التقليدية. سمعت فجأة دويا مرعبا. في البداية ظننت أن زلزالا ضرب المنطقة لكني بعد ذلك أدركت أن الصوت مصدره باب المنزل الأمامي. ولأن ذكريات الحرب لا تزال عالقة بالأذهان خطر ببالي أن منزلنا يتعرض لهجوم ويواجه قصفا وإطلاق نار.
صرخت في طفليّ أن يبقيا حيث هما وألا يقتربا. شيئا فشيئا أدركنا أن الرجال الموجودين في الجانب الآخر من المنزل هم عناصر من الشرطة كانوا يحاولون اقتحام باب منزلنا. في الواقع كان الباب قويا جدا لذا بدأ الحائط يتشقق من حوله. وحين عجزوا عن اختراق

The price of saying “no” to war in Turkey


It was just after midnight. I was watching TV as my sons played nearby. My younger son was playing with Lego as my older son played on his phone. My husband and another friend were also with us. A normal Sunday night. All of a sudden, I heard a terrible noise. At first, I thought it was an earthquake. I then figured out that the sound was coming from the front door. With war as a not so distant memory, I thought perhaps our house was under attack, being bombed and shot at.

Tuesday, February 13, 2018

Bextreş Nezarethanesi

Bextreş Nezarethanesi

Pazar gece saat 12:30 civarı. Ben alt katta televizyon izliyorum, çocuklar, eşim ve bir misafirimiz üst kattalar. Küçük oğlum lego oynuyor, büyük telefonla meşgul. Korkunç bir ses ile yerimden fırladım. İlk etapta deprem olduğunu düşündüm. Daha sonra sesin evin kapısından geldiğini anladım. Bir tür iç savaş çıktı ve evimize bomba atılıyor veya ev taranıyor sandım. Çocuklara merdivenden inmemelerini tembihleyerek, eşimle birlikte kapıya doğru koştuk. Kapıyı kırmaya çalışıyorlar ama kapı çok sağlam olduğu için kırılmıyor, duvarlar çatlamaya başlıyor.

Wednesday, May 25, 2016

Suriçi’nden mektup: Biz Kürtler 'söz soğudu' deriz, dönülemez bir noktaya doğru gidiyoruz!

Suriçi’nden mektup: Biz Kürtler 'söz soğudu' deriz, dönülemez bir noktaya doğru gidiyoruz!

Hasan Cemal
Diyarbakır Suriçi’nde sokağa çıkma yasakları 87. gününe girdi. Yaklaşık 200 kişinin bodrumlara sığındığı tahmin ediliyor.
Bir grup aydın, yazar, sanatçı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği, Mazlumder, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ve KESK önceki gün, Suriçi’nde yeni ölümler olmaması için ortak çağrı yaptılar.
Bugün köşemi; günlerdir Suriçi’nde bodrumlara sığınan insanların kurtarılması için çaba harcayan Nurcan Baysal’dan aldığım mektuba ayırıyorum. Bu sese kulak verin...

Wednesday, April 23, 2014

O GÜN

Berken Bereh yazdı

O gün


Hepimizin yaşamında derin izler bırakan ve geleceğimize yön veren bir özel gün vardır. Okula başladığımız, askere gittiğimiz, evlendiğimiz, en yakınımızı yitirdiğimiz… Geriye dönüşü olmayan gün. O gün biz yaşadıkça bizi bir gölge gibi takip edecektir.

Bir haftadır “o gün”lere tanıklık etmiş, onları kaleme almış bir yazarın kitabını okuyorum; zaman zaman öfkelenerek, ağlayarak…Ne yazık ki iyi ki yaşanmış diyeceğimiz bir “o gün” yok. İçimizi sonsuz bir kedere boğan ve yaşadığımız coğrafyayı ve gerçekliklerinin ne denli acımasız olduğunu bir tokat gibi yüzümüze vuran bir kitap. Burada yaşamış, hapse atılmış, işinden edilmiş ve nice insanlık onuruna yakışmayan olaya şahit olmuş biri olarak okuduklarım beni dehşete düşürdü. Bu kadarı da olamaz dedirten türden gerçek yaşam öyküleriyle dopdolu bir kitap ‘‘O Gün.”

Monday, March 24, 2014

Kürdistan’da Bir Yer, Kavar

ŞEYHMUS DİKEN YAZDIKürdistan’da Bir Yer, Kavar
Baysal’ın O Gün’ü savaşın, felaketlerin, sürgünlerin, ihanetin çemberinden geçmiş bir çağ yangınının, devasa Kürdistan’a göre çok küçük diyebileceğimiz bir “havza”sındaki hikâyenin yeniden yazılışının bize değen yüzü.

Friday, March 14, 2014

İstiyorum ki barış benim evime de girsin

NAZAN ÖZCAN yazdı:
"İstiyorum ki Barış Benim Evime de Gelsin"

Nurcan Baysal'ın kitabı O Gün'de boşaltılmış,yakılmış,korucu yapılmış,işkence görmüş Kavarlıların geri dönüşten sonra tekrar tekrar kurdukları günlük hayatları var.
“O yavrular nasıl büyüdü kızım, nasıl öldüler, bunlar nasıl unutulacak diye bana soruyor. Susuyorum. Bir gün askerler köye bir gerilla getirdiler. Ölü, çürümeye başlamıştı, saçları dökülmüştü. Köylere getirip bize gösterdiler. Size ibret olsun dediler, bunu hiç unutamıyorum.” Nurcan Baysal’ın ilk kitabı O Gün, bunun gibi onlarca hikaye ve onlarca hayatla dolu.

Herkesin Anılarındaki ‘O Gün’

Nurcan Baysal’ın “O Gün” adlı kitabını okuyup bitirdiğimizde Doğu’da son 30 yılda yaşananlara, zorunlu göç ve geriye dönüşlere dair bugüne dek duymadığımız bir şeyleri daha öğrenmiş olacağız.

Füsun Ertuğ yazdı
Nurcan Baysal’ın İletişim Yayınları’ndan geçen ay çıkan ‘O Gün’ kitabını okurken ‘bunu herkes okumalı’ dedim. Bu ülkede barış isteyen herkes önce Nurcan’ın Tatvan- Kavar Havzası’ndaki kırsal kalkınma deneyimleriyle içiçe geçen öyküsünü okumalı.
Barış anaları okumalı, ‘Cumartesileri bu insanlar neden hala buraya gelip oturuyor’ diyenler de okumalı. Kırsal kalkınma projeleri yaptığını, yapacağını söyleyen herkes okumalı bu kitabı.

Saturday, March 8, 2014

Nurcan Baysal'dan Kavar'ın 'O Gün'leri

Nurcan Baysal'dan Kavar'ın 'O Gün'leri

Gülşen Koçuk / JINHA
AMED – "Kürtlerin hep bir 'o gün'ü oldu. Kimilerinin 90'larda kaldı, kimilerinin hala devam ediyor" diyen Nurcan Baysal, geçtiğimiz günlerde çıkardığı "O Gün" isimli kitabıyla raflarda yerini aldı. Kısa sürede en çok satan kitaplar arasında dördüncü sıraya yerleşen kitapta Nurcan, beş yılını geçirdiği Kavar'ın tarihini, Kürt Sorununun Kavarlıların gündelik pratiklerindeki örneklerini anlatıyor...

Her Kürt’ün bir ‘O Gün’ü var

GÜLŞEN KOÇUK Yazdı:

HER KÜRT'ÜN BİR "O GÜN"Ü VAR

Kürt Sorunu, birçok kalemden, birçok farklı dille yazıldı, çizildi. Hala “çözüm ve müzakere süreci” adı altında çözümlenmesi için çalışılan Kürt sorununun yaşamsal örneklerine çok az yerde rastlanır. Nurcan Baysal son kitabı “O Gün”de Kürt sorununun, halkın günlük yaşam pratiklerine nasıl işlediğini anlatıyor bizlere. “Kürt sorunu burada günde on kere elektriğin gitmesi, her gün helikopter sesiyle uyanmamız, okul kuramamamız” diyen Baysal, yeni kitabına ilişkin sorularımızı yanıtladı.